

Çeşitli çalışmalar göstermiştir ki hyaluronik asit içeren cilt bakımı kırışıklıkların azaltılmasına yardımcı olur. Ciltte bir su deposu gibi davranarak elastikiyet ve sıkılık sağlar. Ancak burada doğru molekül boyutu büyük önem taşır; çünkü her molekül tipi aynı derecede etkili değildir.
Doğru molekül boyutu ve diğer aktif bileşenlerle yapılan kombinasyon sayesinde en iyi anti-aging etkisi elde edilebilir.
Hyaluronik asit, vücuttaki çeşitli bağ dokularının doğal ve önemli bir bileşenidir. Çok büyük miktarda su bağlama kapasitesine sahiptir. Öyle ki bir gram hyaluronik asit yaklaşık 6 litre suyu bağlayabilir.
Su ile birleştiğinde jel formuna dönüşür ve vücutta birçok önemli görevi yerine getirir. Eklem sıvısının ana bileşenlerinden biridir; eklemlerin rahat hareket etmesini sağlar ve yüksek yüklenmelere dayanmasına yardımcı olur.
Hyaluronik asit vücut tarafından doğal olarak üretildiği için genellikle alerji veya yan etki oluşturmaz. Bu nedenle hyaluronik asit içeren göz damlaları da iyi tolere edilir ve kaşıntılı, kızarık gözleri yatıştırır.

Eklem sesleri ve sertlik buna işaret edebilir. Yaş ilerledikçe vücuttaki hyaluronik asit miktarı azalır; bunun sonucunda cilt nemini ve elastikiyetini kaybeder. Bu durum kırışıklık oluşumuna yol açabilir. Ancak cilt uzun süre boyunca düzenli olarak hyaluronik asit ile desteklendiğinde daha sıkı bir görünüm kazanabilir ve kırışıklıklar azalabilir.
Vücudumuzda hyaluron çoğunlukla yüksek molekül ağırlıklı uzun zincirli formda bulunur. Ancak farklı molekül boyutları mevcuttur. Cilt bakımında özellikle düşük molekül ağırlıklı hyaluronik asit etkili bulunmuştur. Küçük molekül yapısı sayesinde cildin daha derin katmanlarına nüfuz ederek cildi içten dolgunlaştırır.
Düşük molekül ağırlıklı hyaluronik asit uzun vadeli etkisi nedeniyle kozmetikte önemli yer tutsa da, farklı hyaluronik asit türlerinin dengeli bir kombinasyonu cilt için en faydalı yaklaşımdır.
Farklı hyaluronik asit boyutlarının etkileri:
Yüksek moleküler / uzun zincirli hyaluronik asit (INCI: Sodium Hyaluronate)
Molekül ağırlığı: 1500 kD ve üzeri*
Düşük moleküler / kısa zincirli hyaluronik asit (INCI: Sodium Hyaluronate)
Molekül ağırlığı: 50 kD ve altı*
Oligo Hyaluronik Asit (INCI: Sodium Hyaluronate)
Molekül ağırlığı: 3 kD ve altı*
*kD (Kilodalton), hyaluronik asidin molekül ağırlığını ifade eder.

1500 kD ve üzeri molekül boyutuna sahip olan bu form cilde nüfuz edemez. Cilt keratini ile birleşerek yüzeyde nem tutan bir film oluşturur ve elastikiyeti artırır. Ancak bu film el yıkama veya duş sırasında kolayca uzaklaşır, bu nedenle etkisi uzun süreli değildir. Yine de yatıştırıcı ve bakım sağlayıcı özellikleri vardır.
50 kD ve altındaki molekül boyutu sayesinde cilde nüfuz eder ve bağ dokusunda suyun depolanmasını sağlar. Artan nem sayesinde kırışıklıklar azalır, cilt daha taze ve sıkı görünür. Nem uzun süre ciltte tutulur.
En küçük moleküllere sahip hyaluronik asit türüdür ve düşük moleküler formdan bile küçüktür. Nispeten yeni bir içeriktir, yüksek maliyetlidir ve yalnızca sınırlı sayıda üründe bulunur.
Birçok üretici hyaluron-su karışımının oranını belirtir ve %10 veya daha yüksek hyaluron oranları sunar. Ancak kaliteli bir hyaluronik asit serumu genellikle yaklaşık %1 saf hyaluronik asit içerir ve küçük molekül boyutlarının yüksek oranına sahiptir. Daha yüksek oranlar çoğu zaman ciltte yapışkan bir his oluşturur.
Çalışmalar, %0.1 – %0.3 konsantrasyondaki düşük molekül ağırlıklı hyaluronik asidin etkili olduğunu göstermiştir.
Hyaluronik asit kırışıklıkların azaltılmasında etkili olsa da, cilt yaşlanmasının tek nedeni nem kaybı değildir. UV ışınları ve oksidatif stres de önemli rol oynar. Bu nedenle UVA korumalı bakım ürünleri ve A ile C vitamini gibi antioksidanlar cildin korunmasına yardımcı olur.

Göz çevresindeki ince cilt yapısı sayesinde hyaluronik asit kolayca emilir ve cildi içten dolgunlaştırır. Ancak uzun vadeli nem için bariyer güçlendirici içeriklerle birlikte kullanılması gerekir.
Gliserin gibi nem tutucular, shea yağı ve skualan gibi lipid içerikler nemin ciltte kalmasına yardımcı olur. Skualan göz çevresi için tahriş edici değildir ve nem kaybını azaltır.
Su bağlama özelliği sayesinde kuru ciltler için oldukça uygundur. Ancak yalnızca nem vermek yeterli değildir; cilt bariyerinin de güçlendirilmesi gerekir. Bariyer zayıfsa kremlerin etkisi kısa süreli olur. Uzun vadeli sonuç için bariyer destekleyici ürünler tercih edilmelidir.
Cildimizde doğal olarak bulunan diğer nem tutucu maddeler de bulunmaktadır. Üre, laktik asit, gliserin ve pentilen glikol gibi içerikler cilt nemini artırabilir. Birden fazla nemlendirici içeren kremler bu nedenle daha etkilidir.
Genellikle kozmetik bakım yolunun tercih edilmesi önerilir. Doğru hyaluronik asit içeren kremlerle ağrısız ve yan etkisiz şekilde dikkat çekici sonuçlar elde edilebilir.
Hyaluronik asit günümüzde tıpta da önemli bir bileşen haline gelmiştir. Göz damlaları ve burun spreylerinde kullanılarak gözleri ve mukozayı nemlendirir ve yatıştırır. Gözümüzün camsı cismi büyük oranda su ve hyaluronik asitten oluşur.
Ortopedide ise eklem ve kıkırdak desteği sağlamak amacıyla kullanılır. Hyaluronik asit enjeksiyonları eklem hareketini kolaylaştırabilir ve osteoartrit kaynaklı şikayetleri azaltabilir.
Hyaluronik asidin ağız yoluyla alınmasının cilt gençleşmesine katkı sağladığı bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Eklem sağlığı üzerindeki etkisi de kesin olarak doğrulanmamıştır.
Bunun nedeni, ağızdan alınan hyaluronik asidin cilde çok sınırlı miktarda ulaşabilmesidir. Bu nedenle kapsül veya içecek formundaki ürünlerin etkisi çoğunlukla psikolojik düzeyde kalabilir.
Bu nedenle hyaluronik asidin kaliteli cilt bakım ürünleri yoluyla uygulanması önerilir.
Kaynaklar:
Bu Methode Brigitte Kettner ürünleri hyaluronik asit içerir